8 Ağustos 2020 Cumartesi
17-25 ARALIK VE SELAM TEVHİD TEZGAHI

Muhammed HOCAOĞLU

17-25 ARALIK VE SELAM TEVHİD TEZGAHI

Sene iki bindi.

Mayıs ayıydı.

Üniversite sınavına hazırlanmışım, iyi bir beklenti içerisindeyim.

Kat sayı diye bir zulüm başlamış ve hayallerimiz yıkılmış.

İmam hatipler tam anlamıyla bunalım.

Neredeyse hiçbir yere giremiyorlar.

İlahiyatların kontenjanları yok denecek kadar az.

Hasılı 28 Şubat sürecinde en mağdur olan İmam Hatipler.

Hiç kimsenin konuşmadığı mağduriyetler yani.

Epey operasyonlar yapılmış, bir çok kişi ciddi mağduriyetler yaşamıştı.

Hizbullah operasyonları aşağı yukarı bitmiş.

Herkes tedirgin, ne olabileceğini kestiremiyor, keseden giden insan çok.

Bir gece kitap okurken elbiselerimi bile değiştirmemiştim.

Birden zil çaldı, kapı kırılacak gibi çalındı, “kapıyı aç” sesini duydum ve kapıya fırladım.

Bir de baktım ki bir sürü eli silahlı polis.

Ne yapacağımı bilemedim, kapıyı açtım.

Her tarafa girdiler, kitaplarımı dağıttılar.

Bazıları mutfağa, bazıları odunluğa, bazıları benim odama, her tarafa girdiler.

Ne olduğunu anlamaya çalışıyorum ama bir türlü anlayamıyordum.

Bunu neden yapıyorlar?

Ne yapmaya çalışıyorlar?

Annem hastaydı zaten, çok tedirgin olmuştu; yalvarırcasına bozuk bir Türkçeyle ne olduğunu soruyordu.

Onlar da annemin Türkçe konuşmasıyla alay ederek karşılık veriyorlardı.

Ben de korkudan hiçbir şey diyemiyordum.

Hastaneye götürülüp sağlık kontrolünden geçirildik.

Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürüldük.

Yerin altında bir yerlerde hücrelere konduk.

Aradan biraz zaman geçti, bizi bir odaya aldılar, her yakalanan kişilerin önlerine konan, bize ait olmayan, standart yasak kitaplar önümüze kondu ve fotoğraflarımız çekildi.

Kurbanlık koyun gibiydik, ne deseler yapmak zorundaydık.

Bu arada ben hafıza kaybı yaşadım kısa süreli.

Hiçbir şey hatırlamaz oldum.

Neyse bereket ki kısa sürdü.

Sonra ifade aldılar, istedikleri şeyleri yazdılar ifadelerimize.

Sonra hücrelerimize koydular.

Arada gelip taciz ediyorlardı hücrelerimizde.

Bu arada değerli dostum Yaşar Yavuz’u darp ediyorlardı gazete okuyucularının isimlerini vermediği için.

Gözlerimiz kapalı tuvalete götürülüyoruz.

Bir ara bir polis geldi ve neler okuduğumu sordu, söyledim.

“Zaman Gazetesi niye okumuyorsun?” dedi.

“Zaman Gazetesi niye okumuyorsun?”

Şaşırmıştım, şok olmuştum.

Alçaklıklarını biliyordum, söylüyordum ama şok olmuştum yine de.

Dört gün sonra takipsizlik kararı verildi, hiçbir şeyimiz olmadığı anlaşıldı.

Başka şekilde söylemek gerekirse zaten biliniyordu bir suçumuzun olmadığı, gözdağı verilmiş oldu.

Benim hayatım boyunca bir yere mensubiyetim olmamıştı.

İllegal oluşumları bırakın legal olanlarına bile.

İyi okurdum, iyi şeyler yapardım, koştururdum, hepsi bu.

İçeri alınan diğer kişilerden üç tanesi kitapçı, biri gazeteci, ben düz, biri daha düz diğerleri yurdum insanı.

Sekiz kişinin hiç birinin birbiriyle organik bir bağı yoktu.

Hemen hepsinin bir çok konuda aynı düşünmediği insanlar.

Ama hepimiz aynı davada, aynı suçtan içeri alındık.

Linç edildik, eziyet edildik.

Yıllarca gbt’mizde çıkıyordu, sürekli terörist muamelesi görüyorduk.

İşte bu  “Selam Tevhid” davasının ilk başladığı operasyondu.

Şimdi yıldönümünü yaşadığımız 17-25 Aralık operasyonlarının başlangıcı.

Yani bu dava yıpratılması gereken kişileri yıpratmak için kurulmuş paravan bir davaydı.

Bizzat biz gördük bunu.

17-25 Aralık süreci başarıya ulaşsaydı Cumhurbaşkanımız belki tutuklanacak biz de beraber tutuklanacaktık.

Bu tezgahı biz hakkel yakin gördük.

Cumhurbaşkanımız Fetö ile ilgili 15 Temmuz’dan önce her konuştuğunda birçok insan abartı yaptığını bile söylüyordu.

Cumhurbaşkanımızın belirli aralıklarla yalnız bırakıldığını söylemesi çok manidar.

Herkes cumhurbaşkanının arkasında olduğunu söylüyor, Cumhurbaşkanı ise yalnız bırakıldığını…

Evet gerçekten de Cumhurbaşkanı yalnız.

Birçok kişi göstermelik olarak bir şeyler yapıyor.

Ancak fiili olarak kaç kişi dürüst bu konuda?

Biz Fetö’nün hiçbir toplantısına hiç katılmadık.

Sofralarına hiç oturmadık.

Sohbetlerine hiç katılmadık.

Siftahımız hiç yok.

Dün de bugün de…

Evet Cumhurbaşkanı yalnız.

Bunu kendimizden biliyoruz.

Dün çıkarı, gücü; onlara ait olan her şeyi reddettik.

Dün onlarla birlikte olan, onların sofrasında oturan, onlardan nemalanan, yuvarlak ağız konuşanlar bugün onların karşısında güya.

Güzel bir şiir vardı eskilerden; bir bölümünde “milyarların içinde yalnızım be arkadaş” diyordu.

Bugün yine yalnızız.

Allah, Peygamber lafı edenler, toplantılara katılanlar, çok iş yapıyoruz görüntüsü verenler, bir yerlere gelmek için her şeyi basamak olarak kullananlar zibil gibi.

Ama inandığını inandığı için söyleyen,

Gücün değil hakkın yanında olanlar.

Laf değil iş yapanlar bugün maalesef azınlık.

29.12.2016 (Muhammed HOCAOĞLU)

DİĞER YAZILAR

Bana balık tutmayı öğretme; balık ver

Şekersiz çay

Guta'ya susup Afrin için slogan atmak

Bugün afrin'e ağlayanlar dün niye ağlamadılar ki?

Müslüman her şeyi yapar ama trollemez!

Çocuklarımızın rüyası olmalı Kudüs

Ramazanı kirletmeyelim

Eleştiri Ahlakı

CINCIKLI GÜLLE OYNAMIYORUZ

BATININ BİTİŞİ BAŞLADI

NE KADINLAR GÜNÜSÜ

AFRİKA AH AFRİKA!

Ehlen ve sehlen Suriyeli kardeşlerimiz

HEPİMİZ ÖZÜMÜZDE İYİ İNSANLARIZ ASLINDA(!)

CEMAATÇİLİK BİTTİ, HABERİNİZ OLSUN!

ABDESTİMİZLE GEZİYORUZ!

ABDESTİMİZLE GEZİYORUZ!

EYVALLAH ETMEYECEĞİZ!

Haydi siyah çocuklar

SİSTEMATİK KAFİRLİK!

TABİ Kİ LAİK DEĞİLİZ

ESKİDEN

“DÖRT BUÇUK GE”

BÜYÜK SAVAŞ

DEFİLE Mİ, UTANÇ MI..?

Münafıkların Hepsi Statükocudur

BU GÜN DEĞİLSE NE ZAMAN?

Paris Saldırısı ve Light Müslümanlar

KÜRESEL MAŞA

BİZ BELAMIZI ARIYORUZ ASLINDA

AKILLI DURMAYACAĞIZ!

Ne yapmalı?

Büyük Oyun

Hükümet Pkk-Hdp ile değil Kürtlerle Çözüm Sürecini sürdürmeli.

FUTBOL DİNİ

FUTBOL DİNİ

BU YANLIŞI DURDURUN!

KUTLU DOĞUM MU KUTLU EMELLERİMİZ Mİ?

ANTEP HEDER EDİLECEK BİR MEMLEKET DEĞİL EY YETKİLİLER!

ANTEP HEDER EDİLECEK BİR MEMLEKET DEĞİL EY YETKİLİLER!

Solculuk is OVER!

ENTELEKTÜEL AYAKLAR

EY DOĞU!

EY BATI

BM, NE İŞ ?

Noel Şeyi

ÖKÜZLÜK KESBİDİR

MAKYAJLI GORİL

NE OLURSAN OL BEN NİYE GELİYORUM KARDEŞİM?

AYKIRI YAZILAR