10 Temmuz 2020 Cuma
Allah unutmaz!

Muhammed Köse

Allah unutmaz!

Geçmişten bugüne değişen en önemli şey, olaylardan ve insanlardan çok daha hızlı haberdar olmamız diyebiliriz. Acılar ve sevinçler şimdi çok daha hızlı ulaşıyor, ilgili veya ilgisiz herkesin kulağına ve tabii her kulaktan geçip her kalbe inmediği gibi, gözlerin gördüğü her şey de dimağlara işlenmiyor. Görüp duyduğumuz ne büyük hakikatler ve ne dayanılmaz acılar vardır ki artık sıradanlaşmış ve kabullenilip gönüllerin üstü örtülmüştür.

İnsan için en zavallı durum ise, hakkında üstünkörü bilgi sahibi olduğu, kalbine işlenmemiş sevinç ya da acıları dillendirmek, aklına kazınmamış hakikatleri savunmaktır.

Hz. Ali(ra)’a izafe edilen şu tarif ne çok karşımıza canlanıp dikiliyor:

‘Cahil ve yobaz o kimsedir ki; delilini bilmediği şeyi iddia eder ve savunur, yine delilini bilmediği şeyi reddeder ve düşman olur.’

Bunların üstüne bir de Hâkim-i Mutlak olan Allah(cc)’in düşünce ve değerlendirmelerimize de yön vermesi için lütfettiği vahiy bilgisi olması aslında büyük bir avantaj olmalıdır. Anlamak ve anlatmak istediğimiz konuları ve insanları önce bu vahyin süzgecinden bir geçirmek bizi hata yapmamak noktasında büyük bir ayrıcalık sağlayacaktır.

Felanın başına şu gelmiş, felan haksızlığa uğramış, bir diğeri zalimlik etmiş, bir başkası mazlumiyete teslim olmuş...

Her gün ve her ortamda sürekli konuştuğumuz, eleştirdiğimiz ya da övdüğümüz davranışlar ve olaylar hakkında kendi çapımızda her birimiz ahkâm kesiyoruz. Bizim gibiler ise bunu yazıya döküp diğer insanlarla paylaşıyor.  Eğer hayra sebep veya vesile olunursa hayır, değilse şerre vesile olmanın vebaliyle başına bela aramaktan başka bir şey değil.

Tamam, Allah akıl verdi, düşünelim, dil verdi konuşalım diye lakin gönlümüzün bir kenarında bazı hakikatleri kayıtlı tutmamız daha az vebal ve daha az hesap gibi ahirette gerçekten büyük avantajlar sağlayabilir.

Öncelikle Kadir olan Allah(cc)’in hükmü ve dilemesi olmadıkça dünyanın en büyük ormanında en büyük ağacın en küçük yaprağının bile düşmeyeceğini bir kenara taşa kazınmış gibi yazalım. Sonra bizim ya da başkalarının başına bir musibet geldiğinde şu ayeti hatırlayalım:

Sana iyilik olarak ne erişirse, Allah'tandır. Sana kötülük olarak ne dokunursa, o da nefsindendir. Biz seni insanlara peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter. (Nisa 79)

Sonra şunu da unutmayalım ki, başkalarının bizi sandığı kişiler değil bizim kendimizi bildiğimiz ve Allah(cc)in de daha iyi bildiği kişileriz.

Geçen bir otobüs durağında semtimizin delisine rastlamıştım. Durakta oturmuş pür dikkat gelen otobüsleri süzüyor, tabelaları okur gibi yapıyordu ki okuma-yazma bilmediğini söylemem gerek yok. Arada kolunda taşıdığı çalıştığı şüpheli saatine bakıyor ve acelesi olan ciddi bir adam rolü oynuyordu. Onu tanımayanlar aklı başında, acele işi olan bir yolcu zannettiler. Gelen hiç bir otobüse binmedi, binmeyecekti de...

Rolünü oynadı ve bazılarının onu akıllı sanmasını sağladı ama bu onun deliliğini değiştirmedi. Başkalarının ne sandığı değil onun ne olduğu önemliydi. Halimizi bize göstermek için bir kulunun aklını alan Allah(cc) ne yücedir!

Konuşalım, eleştirelim, tartışıp kavga bile edelim ama gerçeğimizi, kimseler bilmese de bizim bildiğimiz gerçeğimizi unutmayalım! Zira Allah(cc) unutmaz!

Ve mutlaka ama mutlaka galip gelecek olan Allah(cc)’in planıdır...

3.02.2018 (Muhammed Köse)

DİĞER YAZILAR

İyilikte yarışmanın da kuralları var

Başkasının iyiliğini istemek

Filistin hamasetini bıraksak mı?

Maalesef sizi sevemeyecekler

Fitne ölümden beterdir

Durmak yok olmaktır

Tarihin akışına direnmek

Meziyet veya rezalet olan cüret

İbretler tekrar ediyor

Fetih, işgal ve Ayasofya’ya dair

Her şey olması gerektiği gibiydi

Kur’an ve sünnetle duygusal bağ kurmak

Taklit ve uyumda denge

Merhamet Sadakadır

Kardeşlik hukukuna dair

Hakların çatışması

Sebeplere değil Allah’a inanmak

Filiz vermiş bir dal gibi

Komploculuğun dayanılmaz kolaylığı

Sünnet mihenktir

Toprak meselesi

Dinde aykırılık marifet değil fitnedir

İyilik İslam’ın şiarındandır

Dinden “adam gibi” çıkmak!

Görev dağılımı

Takdiri ilahiden kurtuluş yoktur

Dünya avucumuzda dönmüyor!

Hayaller ve gerçekler arasında Suriye

Hayat bağlarımız

Bizden ne istiyorlar?

Siyasal İslam, İslam siyaseti

Sivil toplum tepkisi ve etkisi

Dengeyi korumak

Planlar ve Kudüs davamız

Demokrasi masalları

Yobazlık başa bela

Cihad ile terörü ayırmak

Kültürel iktidarın temeli

Coğrafya kanundur

Medeniyet bizim oralıdır

İnsan gerçekten basit biri

İyiliğin Anahtarı: Merhamet

Okuryazarlık ve medeniyet

Günah sakızının zararları

Hayatın sırrı muhabbet

Bizim ve onların normali

Medyaya açık mektup!

Irkçılık, milliyetçilik, ümmetçilik

Hikmeti doğru yerde aramak

“Allah katında din İslam’dır”

Duygusal sömürgeciler

Batı ile yüzleşmek

Ünlü uyumsuzluğu

İslam barış dini midir?

Fıtrat ile savaşan kaybetmeye mahkumdur

Deprem, ecel ve tedbir

Doğu ile batı eşitliği

Göklere merdiven inşa etmek

Herhangi biri ile her şeyi

Bak!

Mü’min, emin ve emanet insandır

Unuttuğumuz işgal ve dahası

Akıl ibadetlere müdahale edemez

Bayramlaşmak: Neden ve Nasıl?

Kaypak zeminde ayakta kalmak

Göç dünyanın kanunudur

Dünya huzurunun sırrı

Suçu adında saklı olanlar

Platonik batı sevdası

Zamanın Endülüs’ü

Vaktin kadrini bilmek

Muhabbet hürmeti icap ettirir

Kur’an’ı anlamak ve meal sorunumuz

Şehre Ramazan geldi

Ramazan ayı eğitim kampı başlıyor

Mukaddesat Boykot Edilemez

Günahı boynumuzda değil

Marifet değil boşboğazlık

Paylaşabildiğin kadarsın

Sema ve raks dinden değildir!

Kendini temize çıkarmak

Bu da geçer ya hu!

Dengemizi kaybetmeyelim

‘Batı’nın dostluğu

Kötülüğü yaymak

Unutkan olduğumuzu da unutuyoruz

Bu kadar uyanıklık bünyeye zarar!

Mukaddes devletler dünyası

Rüzgara karşı duruş

Dünyayı ve yaşamayı seviyoruz

Çünkü biz de insanız

Trafik aynadır

Gülümseyin, melekler çekiyor

Yaralarımızla yaşıyoruz

Ah şu eziklik!

Yalan helak sebebidir

Acı da olsa rahmet

Anlamak istemeyene anlatmak

Neticede insanız

Kul kalmak yetmiyor mu?