8 Ağustos 2020 Cumartesi
İnsan gerçekten basit biri

Muhammed Köse

İnsan gerçekten basit biri

Neye kulak kesildiysek, bir diğerine sağırız; neye gözümüzü diktiysek, başka şeyleri bulanık görüyoruz; neye bağladıysak gönlümüzü, ondan gayrısına kapıları değil, pencereleri de kapatıyoruz.

Hemen her konuda, önceliklerimize ve menfaatlerimize/faydamıza uygun olanlara takılıp, gerisini biraz hatta tamamen erteleyebiliyoruz.

Sözlerimiz böyle, fiillerimiz böyle, dünyamız böyle, ahiretimiz böyle, akrabalığımız böyle, arkadaşlığımız böyle.

Kapasitemiz bu kadar demek ki; bir nesneye odaklanabiliyoruz, gerisini baştan savma, üstünkörü, dostlar iş başında görsün hesabı yapıp geçiyoruz, çok şey söyler gibi konuşup susuyoruz.

Büyük laflar etmeyi seviyoruz, büyük işler yapıyormuş gibi görünmeyi, çok becerikli zannedilmeyi, çok bilen biri muamelesi görmeyi, beğenilmeyi, övülmeyi, sevilmeyi seviyoruz.

Samimiyetimiz; şehrimizin varoşları kadar bakımsız ve geri, gülümsemelerimiz plastik cerrahlar eliyle onarılmış oyuncaklar kadar başarılı, bakışlarımız atmosferdeki hava boşlukları kadar boş ve türbülans sebebi, hayatlarımız bir Firavun bencilliğinde, Nemrud hırsında, Karun cimriliğinde, Belam yüzsüzlüğünde devam ediyor.

Hepimiz aynı olduğumuzdandır belki de; hiç birimiz sırıtmıyoruz bu ortamda, uyum sağlamak insan cinsinin en iyi becerdiği şeydir, diyoruz.

Yok birbirimizden farkımız, insanız ve pek basitiz. Allah(cc) bizi “adam” yerine koyup dünyayı ayaklarımıza sermiş, biz dünyanın ayaklarına kapanmışız. Gördüğümüz dünyanın kokuşmuş ayaklarına kapanmak, göremediğimiz ahiretin saltanatından sevimli ve kabul edilebilir gelmiş. İnanmış gibi yapıp, yokmuş gibi yaşadığımız ahiret, uzak gelmiş bize, ölüm uzak…

Bu basitlikle yeryüzünde sürdürdüğümüz hayatın 2 metre yeraltında, kemikleri toprağa karışmış geçmişin varlığını unutmak, yaşamışların ve yaşamamış gibi unutulmuşların halinin başımıza geleceğini de önemsememek biz insanlara has bir yetenek.

Doğup büyüdüğüm semtin Düztepe’sinin sadece bundan 100 yıl önce mezarlık olduğunu ve bugün orada yaşayanlardan can verenlerin, başka bir tepe olan Yeşiltepe’ye gömülüyor olmaları gerçeği bana bundan çok değil 100 yıl sonra, yaşadığımızın değil öldüğümüzün bile unutulacak olduğunu söylüyor.

İşte bu basit hikaye, kimseye minnet etmemeyi ve kimseyi minnet altında bırakmamayı gerektirecek kadar.

İşte bu basit insan, çok fazla kendini bir şey zannetmemeyi ve başkalarını da çok fazla bir şey görmemeyi öğrenecek kadar.

İşte bu basit hayat, çok fazla dünyanın gamını çekmemeyi ve çok fazla kimselere gam olmamayı anlatacak kadar.

İşte bu basit dünya, çok fazla takılmaya değmeyecek ve çok fazla sahiplenmeyi kabul etmeyecek kadar.

Rahat olun; hikayenin sonunu hepimiz biliyoruz, bilmez gibi yaşamaya devam edeceğiz, sorun değil insanız, basit bir insan…

7.12.2019 (Muhammed Köse)

DİĞER YAZILAR

Bir katil kolay yetişmiyor!

Taş yerinde ağır

Durduralım tamam ama nasıl?

Dürüst değillerdi adil de olamayacaklar

Sistemlerin arka kapıları

Bazı duyarlar duyulmasa da olur

İyilikte yarışmanın da kuralları var

Başkasının iyiliğini istemek

Filistin hamasetini bıraksak mı?

Maalesef sizi sevemeyecekler

Fitne ölümden beterdir

Durmak yok olmaktır

Tarihin akışına direnmek

Meziyet veya rezalet olan cüret

İbretler tekrar ediyor

Fetih, işgal ve Ayasofya’ya dair

Her şey olması gerektiği gibiydi

Kur’an ve sünnetle duygusal bağ kurmak

Taklit ve uyumda denge

Merhamet Sadakadır

Kardeşlik hukukuna dair

Hakların çatışması

Sebeplere değil Allah’a inanmak

Filiz vermiş bir dal gibi

Komploculuğun dayanılmaz kolaylığı

Sünnet mihenktir

Toprak meselesi

Dinde aykırılık marifet değil fitnedir

İyilik İslam’ın şiarındandır

Dinden “adam gibi” çıkmak!

Görev dağılımı

Takdiri ilahiden kurtuluş yoktur

Dünya avucumuzda dönmüyor!

Hayaller ve gerçekler arasında Suriye

Hayat bağlarımız

Bizden ne istiyorlar?

Siyasal İslam, İslam siyaseti

Sivil toplum tepkisi ve etkisi

Dengeyi korumak

Planlar ve Kudüs davamız

Demokrasi masalları

Yobazlık başa bela

Cihad ile terörü ayırmak

Kültürel iktidarın temeli

Coğrafya kanundur

Medeniyet bizim oralıdır

İyiliğin Anahtarı: Merhamet

Okuryazarlık ve medeniyet

Günah sakızının zararları

Hayatın sırrı muhabbet

Bizim ve onların normali

Medyaya açık mektup!

Irkçılık, milliyetçilik, ümmetçilik

Hikmeti doğru yerde aramak

“Allah katında din İslam’dır”

Duygusal sömürgeciler

Batı ile yüzleşmek

Ünlü uyumsuzluğu

İslam barış dini midir?

Fıtrat ile savaşan kaybetmeye mahkumdur

Deprem, ecel ve tedbir

Doğu ile batı eşitliği

Göklere merdiven inşa etmek

Herhangi biri ile her şeyi

Bak!

Mü’min, emin ve emanet insandır

Unuttuğumuz işgal ve dahası

Akıl ibadetlere müdahale edemez

Bayramlaşmak: Neden ve Nasıl?

Kaypak zeminde ayakta kalmak

Göç dünyanın kanunudur

Dünya huzurunun sırrı

Suçu adında saklı olanlar

Platonik batı sevdası

Zamanın Endülüs’ü

Vaktin kadrini bilmek

Muhabbet hürmeti icap ettirir

Kur’an’ı anlamak ve meal sorunumuz

Şehre Ramazan geldi

Ramazan ayı eğitim kampı başlıyor

Mukaddesat Boykot Edilemez

Günahı boynumuzda değil

Marifet değil boşboğazlık

Paylaşabildiğin kadarsın

Sema ve raks dinden değildir!

Kendini temize çıkarmak

Bu da geçer ya hu!

Dengemizi kaybetmeyelim

‘Batı’nın dostluğu

Kötülüğü yaymak

Unutkan olduğumuzu da unutuyoruz

Bu kadar uyanıklık bünyeye zarar!

Mukaddes devletler dünyası

Rüzgara karşı duruş

Dünyayı ve yaşamayı seviyoruz

Çünkü biz de insanız

Trafik aynadır

Gülümseyin, melekler çekiyor

Yaralarımızla yaşıyoruz

Ah şu eziklik!