15 Temmuz 2020 Çarşamba
Menüde İdlib Var!

Muhammed Köse

Menüde İdlib Var!

Yıllardır Suriye ile ilgili haberler ve gelişmeler neredeyse iç işlerimiz kadar bizi meşgul ediyor, etmek zorunda da. Suriye krizi başladığından bu yana eksiklerimizle birlikte ülke ve halk olarak önemli sınavlardan ve dönemlerden geçtik. Geldiğimiz noktada ise artık Türkiye’nin himayesindeki İdlib ile Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla kontrol altına alınan alanlar masaya getirildi.

İdlib, şu an ana başlık gibi görünse de herkes devamında Afrin ve Azez-Cerablus hattının gündeme gelmesine kesin gözüyle bakıyor. Rusya’nın nihai amacının tümüyle Suriye topraklarını kendi kontrolünde Baas rejimine teslim etmek olduğunu resmi ağızlardan açıklaması, İran’ın artık -kaba tabirle- parsayı toplama zamanının geldiğini düşünerek yeniden inşa planlarında yer almak için adımlar atması boşuna değil.

Suriye meselesinin başa dönmesini ve krizin başındaki siyasi durumun yeniden ve daha zalimce hakim olmasını istiyorlar. Geçtiğimiz ağustos ayında rejim tarafından sadece hapishanelerde işkence altında ölenlerin sayısının 198 olduğunu düşünürsek yaşanacakları tahmin etmek daha da kolaylaşır.

Evet 31 günde 198 kişiyi işkence ile öldüren bir rejimden bahsediyoruz! İran ve Rusya işte bu rejimin Suriye’nin bir bakıma kurtarılmış tek bölgesi olan İdlib’e de hakim olmasını istiyorlar. Abd ve güdümündeki batı ise kimyasal silahla yapılmadıkça rahatsız olmayacağını açık açık ilan ediyor.

Aynı Abd, Fırat’ın doğusunda bulunan Suriye’nin üçte birine tekabül eden bölgenin sahadaki paravan gücü Pyd tarafından kontrol edilmesinden başka bir şey istemiyor görünüyor. Rusya ve İran ise şimdilik İdlib’ten başka hedefle ilgilenmiyor gibiler. Kuzey Suriye’deki fiili durumdan rahatsız değiller.

Peki bu küçük vilayette ne var?

Aslında İdlib’te ne uğrunda savaşılacak yeraltı zenginliği, ne de yerüstünde uğrunda kan dökülecek bir yatırım var.

İdlib’te son yılların katliamlarından kaçan, tehcire ve sürgüne tabi tutulan gariban bir halk kitlesi ve onları savunmaktan başka suçları olmayan yiğit adamlar topluluğu bulunuyor. Astana süreci sonrası çatışmasızlık alanı olarak ilan edilen diğer bölgeler Rusya destekli İran ve rejim milislerince ele geçirildikten sonra geriye kalan tek yer İdlib…

Türkiye’nin himayesine koşanların son sığınağı İdlib, oradan öte gidilecek başka bir yer olmayan yer İdlib!

Halep’ten, Hama’dan, Deraa’dan ve Duma’dan otobüslerle sürgün edilen sünni halkın toplandığı son nokta İdlib…

Şimdi orayı da ezmek istiyorlar.

Ezmek ve yıkmak; insanların onurlarını, şehirlerin duvarlarını yıkmak istiyorlar. Kadınları ve çocukları öldürmek istiyorlar.

Kaçmak isteyenlerin gidebileceği tek istikamet olan Türkiye’yi yeni bir mülteci kriziyle boğmak istiyorlar.

Abd ile arası bozulan Türkiye’nin dünyada pek az destekçisi olduğunun farkında olan Rusya ve İran üstüne üstüne geliyorlar.

Türkiye’nin elinde çok fazla koz yok.

Muhalif direnişçilerin de çok güçlü silahları yok.

Havadan yağan bombalara kimse engel olamıyor.

Kadın ve çocukları, yaşlıları korumaya sığınak yok.

Rusya ve rejim uçakları hedef gözetmeksizin ateş ediyor!

Saldırgan zalimler hiçbir kural ya da kanun tanımıyorlar…

Gelecek günler zor geçecek ama alnı ak olarak çıkacak olan yine biz olacağız inşallah.

Türkiye belki her şeyi beklediğimiz gibi yapamayacak, belki çok ağır bir savaş göreceğiz, belki büyük bir mülteci akını ile karşı karşıya kalacağız hem de bu ekonomik kriz döneminde…

Ama gelecek insanlık onurunu ayakta tutan adil ve mert Müslümanların olacak, bundan adımız kadar eminiz.

Bunlar da geçecek!

6.09.2018 (Muhammed Köse)

DİĞER YAZILAR

Bazı duyarlar duyulmasa da olur

İyilikte yarışmanın da kuralları var

Başkasının iyiliğini istemek

Filistin hamasetini bıraksak mı?

Maalesef sizi sevemeyecekler

Fitne ölümden beterdir

Durmak yok olmaktır

Tarihin akışına direnmek

Meziyet veya rezalet olan cüret

İbretler tekrar ediyor

Fetih, işgal ve Ayasofya’ya dair

Her şey olması gerektiği gibiydi

Kur’an ve sünnetle duygusal bağ kurmak

Taklit ve uyumda denge

Merhamet Sadakadır

Kardeşlik hukukuna dair

Hakların çatışması

Sebeplere değil Allah’a inanmak

Filiz vermiş bir dal gibi

Komploculuğun dayanılmaz kolaylığı

Sünnet mihenktir

Toprak meselesi

Dinde aykırılık marifet değil fitnedir

İyilik İslam’ın şiarındandır

Dinden “adam gibi” çıkmak!

Görev dağılımı

Takdiri ilahiden kurtuluş yoktur

Dünya avucumuzda dönmüyor!

Hayaller ve gerçekler arasında Suriye

Hayat bağlarımız

Bizden ne istiyorlar?

Siyasal İslam, İslam siyaseti

Sivil toplum tepkisi ve etkisi

Dengeyi korumak

Planlar ve Kudüs davamız

Demokrasi masalları

Yobazlık başa bela

Cihad ile terörü ayırmak

Kültürel iktidarın temeli

Coğrafya kanundur

Medeniyet bizim oralıdır

İnsan gerçekten basit biri

İyiliğin Anahtarı: Merhamet

Okuryazarlık ve medeniyet

Günah sakızının zararları

Hayatın sırrı muhabbet

Bizim ve onların normali

Medyaya açık mektup!

Irkçılık, milliyetçilik, ümmetçilik

Hikmeti doğru yerde aramak

“Allah katında din İslam’dır”

Duygusal sömürgeciler

Batı ile yüzleşmek

Ünlü uyumsuzluğu

İslam barış dini midir?

Fıtrat ile savaşan kaybetmeye mahkumdur

Deprem, ecel ve tedbir

Doğu ile batı eşitliği

Göklere merdiven inşa etmek

Herhangi biri ile her şeyi

Bak!

Mü’min, emin ve emanet insandır

Unuttuğumuz işgal ve dahası

Akıl ibadetlere müdahale edemez

Bayramlaşmak: Neden ve Nasıl?

Kaypak zeminde ayakta kalmak

Göç dünyanın kanunudur

Dünya huzurunun sırrı

Suçu adında saklı olanlar

Platonik batı sevdası

Zamanın Endülüs’ü

Vaktin kadrini bilmek

Muhabbet hürmeti icap ettirir

Kur’an’ı anlamak ve meal sorunumuz

Şehre Ramazan geldi

Ramazan ayı eğitim kampı başlıyor

Mukaddesat Boykot Edilemez

Günahı boynumuzda değil

Marifet değil boşboğazlık

Paylaşabildiğin kadarsın

Sema ve raks dinden değildir!

Kendini temize çıkarmak

Bu da geçer ya hu!

Dengemizi kaybetmeyelim

‘Batı’nın dostluğu

Kötülüğü yaymak

Unutkan olduğumuzu da unutuyoruz

Bu kadar uyanıklık bünyeye zarar!

Mukaddes devletler dünyası

Rüzgara karşı duruş

Dünyayı ve yaşamayı seviyoruz

Çünkü biz de insanız

Trafik aynadır

Gülümseyin, melekler çekiyor

Yaralarımızla yaşıyoruz

Ah şu eziklik!

Yalan helak sebebidir

Acı da olsa rahmet

Anlamak istemeyene anlatmak

Neticede insanız